Türkiye’de genel popülasyonda yüzde 16.4 oranında görülen migrenin, kadınlarda görülme sıklığı yüzde 24.6’lara kadar çıkıyor. Migreni tetikleyen faktörler ise, kişiden kişiye değişiyor. Başlıca tetikleyiciler arasında stres, rüzgar, açlık, uykusuzluk, parlak ışık, sigara dumanı, kokular, fazla uyku kadar bazı besinler de başı çekiyor. Ancak ‘kırmızı şarap’ dışındaki tetikleyici gıdalar, hastalar tarafından net ayırt edilemiyor.
Migren tetikleyecileri arasında gıdaların rolünü yüzde 11.4 olarak belirleyen Türkiye Migren Prevelans Çalışması’nın ardından yapılan yeni bir çalışma, migren ataklarında tetikleyici gıdaların etkisini ortaya koydu. Araştırmada, migren teşhisi için geliştirilen bir antikor testiyle, 266 gıdaya karşı hastaların antikor düzeyleri ölçüldü. Bu çalışma için iki ayrı diyet reçetesi oluşturuldu. Hastaların etkilendiği gıdalar ölçü alınarak, kişiye özel gıdalar içeren ‘provokasyon diyeti’ ve bunlardan arınmış ‘eliminasyon diyeti’ adında beslenme reçeteleri hazırlandı. Altı hafta boyunca bu reçeteler hastalara uygulandı. Sonuçlara bakıldığında, ‘eliminasyon diyeti’ sırasında atak sıklığı, baş ağrılı gün sayısı, baş ağrısı için kullanılan ilaç sayısında anlamlı bir düşüş belirlendi. Araştırmaya göre, hastaların yarısında ağrılı gün sayısının azaldığı, migren atak sayısının ise yüzde 30 düştüğü görüldü.
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tedavi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2010 Salı
Başımızın Ağrımasına yol açan gıdalar
Etiketler:
açlık,
baş ağrısı,
fazla uyku,
hap,
ilaç,
kokular,
parlak ışık,
rüzgar,
Sağlık,
sigara dumanı,
tedavi,
tres,
uykusuzluk
24 Ocak 2010 Pazar
Türkiyede İlk Defa Robotlu Mesane Kanseri Ameliyatı
Uzaydaki astronotlara gerektiğinde ameliyat yapılabilmesi için geliştirilen ``Da Vinci`` robotuyla çok sayıda operasyon yapan İsveç`li Prof. Dr. Peter Wiklund, Türkiye`de ilk kez tamamı robotla gerçekleştirilen mesane kanseri ameliyatına girdi.
NASA ve ABD Savunma Bakanlığının ortak projesi olarak geliştirilen ``Da Vinci`` robotuyla ameliyat yapan dünyanın sayılı hekimlerinden biri olan ve Karolinska Tıp Üniversitesi Üroloji Bölümünde görev yapan Wiklund, Ankara`ya gelerek Türk hekimlerle birlikte robotik cerrahi ile mesane kanseri ameliyatı yaptı.
Türkiye`de robotik cerrahi tekniğini kullanan birkaç hekimden biri olan Ankara Atatürk Hastanesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Klinik Şefi Prof. Dr. Derya Balbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Wiklund`un çalıştığı Karolinska Tıp Üniversitesi`nin dünyanın en saygın, en gelişmiş ve en önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu ve şu anda üniversitede 4 robotun bulunduğunu belirtti. Karolinska Tıp Üniversitesi`nde bu alanda çok başarılı operasyonlar yapıldığını ifade eden Balbay, ``Bu üniversite, dünyada robotik cerrahiyi ilk kullanan yerlerden biridir`` dedi.
Balbay, robotik cerrahinin hastaya ve hekime büyük konfor sağladığını, tekniğin başta prostat kanseri başta olmak üzere ürolojik kanserler, doğumsal böbrek bozuklukları, pelvik sarkma ile rahim kanseri ve çeşitli genel cerrahi ameliyatlarında kullanıldığını belirterek, tekniğin artık mesane kanseri ameliyatında da kullanılmaya başlandığını söyledi.
Mesane kanserinin en sık görülen ikinci ürolojik kanser olduğunu ve sigara kullanımının kanserin gelişmesindeki en önemli etken olduğunu vurgulayan Balbay, mesane kanserinin görülme sıklığının erkeklerde daha yüksek olduğunu bildirdi.
ÇOK AZ KANAMA OLUYOR
Balbay, Türkiye`de ve dünyanın pek çok yerinde mesane ameliyatının açık cerrahi yöntemiyle yapıldığını, robotik cerrahi tekniğinin ise operasyonun belli kısımlarında kullanılabildiğini anlatarak, açık ameliyat uygulamasında önce mesane ve prostatın robotla çıkartıldığını, daha sonra açık ameliyata geçilebildiğini söyledi. Balbay, şunları kaydetti:
``Açık ameliyat tekniğinde hastanın karnına yaklaşık 30 santimetre kesi açılıyor bağırsaklardan bir segment alınıp yeni mesane yapımında kullanılıyor. Daha sonra böbreklerden gelen kanallar ve idrarı dışarı taşıyan kanal, bağırsaklardan oluşturulmuş yeni mesaneye bağlanıyor.
Dr. Wiklund ise bütün bu safhaları hastayı hiç açmadan, açık ameliyat tekniğini hiç kullanmadan operasyonun tamamını vücut içinde yapıyor. Ameliyat, bu özelliği ile Türkiye`de bir ilk olma özelliği taşıyor.``
Mesane ameliyatının açık cerrahi tekniğiyle yapıldığında kanama riskinin oldukça fazla olduğuna dikkati çeken Balbay, ``Açık cerrahide, yaralı bölgelerde iyileşme problemleri yaşanabiliyor, yara uzun süre kapanamayabiliyor ve hatta yeniden ameliyata alınması gerekebiliyor`` dedi. Balbay, operasyonunun robotik cerrahi ile yapıldığında ise kanama miktarının 1-1.5 santimetrelik birkaç delikten yapıldığı için çok az olduğunu ve yaralı bölgelerde iyileşme sorununun yaşanmadığını vurguladı.
NASA ve ABD Savunma Bakanlığının ortak projesi olarak geliştirilen ``Da Vinci`` robotuyla ameliyat yapan dünyanın sayılı hekimlerinden biri olan ve Karolinska Tıp Üniversitesi Üroloji Bölümünde görev yapan Wiklund, Ankara`ya gelerek Türk hekimlerle birlikte robotik cerrahi ile mesane kanseri ameliyatı yaptı.
Türkiye`de robotik cerrahi tekniğini kullanan birkaç hekimden biri olan Ankara Atatürk Hastanesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Klinik Şefi Prof. Dr. Derya Balbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Prof. Dr. Wiklund`un çalıştığı Karolinska Tıp Üniversitesi`nin dünyanın en saygın, en gelişmiş ve en önemli sağlık merkezlerinden biri olduğunu ve şu anda üniversitede 4 robotun bulunduğunu belirtti. Karolinska Tıp Üniversitesi`nde bu alanda çok başarılı operasyonlar yapıldığını ifade eden Balbay, ``Bu üniversite, dünyada robotik cerrahiyi ilk kullanan yerlerden biridir`` dedi.
Balbay, robotik cerrahinin hastaya ve hekime büyük konfor sağladığını, tekniğin başta prostat kanseri başta olmak üzere ürolojik kanserler, doğumsal böbrek bozuklukları, pelvik sarkma ile rahim kanseri ve çeşitli genel cerrahi ameliyatlarında kullanıldığını belirterek, tekniğin artık mesane kanseri ameliyatında da kullanılmaya başlandığını söyledi.
Mesane kanserinin en sık görülen ikinci ürolojik kanser olduğunu ve sigara kullanımının kanserin gelişmesindeki en önemli etken olduğunu vurgulayan Balbay, mesane kanserinin görülme sıklığının erkeklerde daha yüksek olduğunu bildirdi.
ÇOK AZ KANAMA OLUYOR
Balbay, Türkiye`de ve dünyanın pek çok yerinde mesane ameliyatının açık cerrahi yöntemiyle yapıldığını, robotik cerrahi tekniğinin ise operasyonun belli kısımlarında kullanılabildiğini anlatarak, açık ameliyat uygulamasında önce mesane ve prostatın robotla çıkartıldığını, daha sonra açık ameliyata geçilebildiğini söyledi. Balbay, şunları kaydetti:
``Açık ameliyat tekniğinde hastanın karnına yaklaşık 30 santimetre kesi açılıyor bağırsaklardan bir segment alınıp yeni mesane yapımında kullanılıyor. Daha sonra böbreklerden gelen kanallar ve idrarı dışarı taşıyan kanal, bağırsaklardan oluşturulmuş yeni mesaneye bağlanıyor.
Dr. Wiklund ise bütün bu safhaları hastayı hiç açmadan, açık ameliyat tekniğini hiç kullanmadan operasyonun tamamını vücut içinde yapıyor. Ameliyat, bu özelliği ile Türkiye`de bir ilk olma özelliği taşıyor.``
Mesane ameliyatının açık cerrahi tekniğiyle yapıldığında kanama riskinin oldukça fazla olduğuna dikkati çeken Balbay, ``Açık cerrahide, yaralı bölgelerde iyileşme problemleri yaşanabiliyor, yara uzun süre kapanamayabiliyor ve hatta yeniden ameliyata alınması gerekebiliyor`` dedi. Balbay, operasyonunun robotik cerrahi ile yapıldığında ise kanama miktarının 1-1.5 santimetrelik birkaç delikten yapıldığı için çok az olduğunu ve yaralı bölgelerde iyileşme sorununun yaşanmadığını vurguladı.
23 Ocak 2010 Cumartesi
Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Yaşam, Doktorlar ve Merkezler" menulerinde reklamlarınızın çalışma şekilleri benzer olarak tasarlanmıştır.
Her menu tıklandığında gelen ilk sayfalarda "Üst Banner" bölümünde görsel reklamlarınızı .jpeg yada .gif resim veya Flash animasyon olarak yayınlayabilirsiniz. Bu bölümlerde yayınlanmasını istediğiniz reklamlarınız alt kategorilere veya alt konu başlıklarına tıklandığında ilgili bölümlerde reklam alanları boş ise bu bölümlerde de yayınlanacaktır. Dolayısıyla giriş sayfalarındaki reklam ücretleri farklıdır.
Dilerseniz reklamlarınızı sadece ilgilendiğiniz kategorilerde yayınlayabilirsiniz.
Metin olarak yayınlanmasını istediğiniz reklamlarınız, alt bölümde "Alt Text Banner" kısmında en fazla 3'erli olarak yayınlanacaktır. Giriş sayfalarında Sağ tarafta reklamlarınız metin yada görsel olarak hazırlanabilir.
Örnek alanlar Doktor Sayfaları için hazırlanmış olup reklamlarınız seçmiş olduğunuz sayfalarda yayınlanacaktır.
Her menu tıklandığında gelen ilk sayfalarda "Üst Banner" bölümünde görsel reklamlarınızı .jpeg yada .gif resim veya Flash animasyon olarak yayınlayabilirsiniz. Bu bölümlerde yayınlanmasını istediğiniz reklamlarınız alt kategorilere veya alt konu başlıklarına tıklandığında ilgili bölümlerde reklam alanları boş ise bu bölümlerde de yayınlanacaktır. Dolayısıyla giriş sayfalarındaki reklam ücretleri farklıdır.
Dilerseniz reklamlarınızı sadece ilgilendiğiniz kategorilerde yayınlayabilirsiniz.
Metin olarak yayınlanmasını istediğiniz reklamlarınız, alt bölümde "Alt Text Banner" kısmında en fazla 3'erli olarak yayınlanacaktır. Giriş sayfalarında Sağ tarafta reklamlarınız metin yada görsel olarak hazırlanabilir.
Örnek alanlar Doktor Sayfaları için hazırlanmış olup reklamlarınız seçmiş olduğunuz sayfalarda yayınlanacaktır.
22 Ocak 2010 Cuma
Ağrılı bacak sendromu
Otururken ya da yatarken bacaklarda hissedilen ve özellikle geceleri artış
gösteren rahatsızlık ve huzursuzluk hissi tıpta "Huzursuz Bacak Sendromu"
olarak adlandırılmaktadır. Tam olarak nedeni bilinemeyen bu durum toplumun yaklaşık %5-10'unda görülmektedir. Son dönemde yapılan çalışmalarda huzursuz bacak sendromuna sahip olan erkeklerin ereksiyon sorununa diğer erkeklere oranla daha yatkın oldukları bulunmuştur. Cinsel konularda toplumu bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) bu önemli konuda çok çarpıcı açıklamalar yaptı.
Ereksiyon sorunu yaşayan erkeklerin onda birinde huzursuz bacak sendromu var
Adı çok fazla bilinmese de huzursuz bacak sendromu'nun yaklaşık toplumun
%5-10'unda görülen bir sorun olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Bu durumu yaşayan kişiler özellikle otururken ya da
yattıklarında bacaklarında tarif edilmesi güç bir rahatsızlık hissi
duyarlar.
Bunu kasılma, gerilme, ürperme, kaşınma, ağrıma, yanma, karıncalanma gibi ifadelerle tarif etmeye çalışırlar. Bazen bu durum kollarda, ayaklarda ya da vücudun başka bölgelerinde de ortaya çıkabilir, ancak yaygın olarak bacaklarda görülür. Kişi hareket halinde iken bir sorun yaşanmaz, ancak dinlendiği ya da gece yattığı zaman ortaya çıkar.
Bu durum uykuya dalma sırasında ya da uyanıkken ortaya çıkar ve kişide o
rahatsız edici histen kurtulmak için bacağını sürekli hareket ettirme isteği doğar. Bu kişiler sürekli bacaklarını sallarlar, yatakta rahat edemezler, uykuya dalmakta zorluk çekerler, insomnia (uykusuzluk hastalığı) yaşayabilirler, bazen sosyal ortamlarda ve toplantılarda da bacakları kontrolsüz bir şekilde hareket ettirme isteği oluşabilir. Bu kişiler misafirliğe gitmekte, televizyon seyretmekte ve yolculuk yapmakta zorlanırlar ve sürekli ayağa kalkıp hareket etme ihtiyacı içinde olurlar.'' dedi.
Bu sendromu yaşayan erkeklerde cinsel sorunların görülme oranı da yüksek olabildiğini belirten Dr. Keçe; ''Bu kişilerde yaşam ve uyku kalitesinin düşmesine ve depresif bir ruh haline bağlı olarak cinsel isteksizlik ve ereksiyon sorunları ortaya çıkabiliyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği olarak 2007 den bu yana ereksiyon sorunu nedeniyle bize başvuran 364 erkeğin 38 inde huzursuz bacak sendromunun da soruna eşlik ettiğini belirledik. Bu da yaklaşık onda bir oranı işaret etmektedir. Bu, önemli ve üzerinde düşünülmesi ve araştırmalar yapılması gereken bir rakamdır.
Şu aşamada hangisinin önce ortaya çıktığı ve hangi mekanizmanın işlediği bilinmemektedir. Organik bir bağlantı olabileceği gibi, psikolojik olarak da bir ilişki söz konusu olabilir.'' diye konuştu.
Uyku sorunları cinselliği etkiler
Uyku apnesi de ereksiyon sorununa yol açabilir
Uyku sorunlarının cinsel yaşamı olumsuz etkilediğini ifade eden Psk. Gülüm Bacanak; "Huzursuz bacak sendromu dışında verimli ve rahat bir uyku almayı engelleyen başka rahatsızlıklar da vardır, bunlar insomnia adı verilen uykusuzluk hastalığı, horlama ve uyku sırasında solunumun 10 sn ya da daha fazla durmasına yol açan uyku apnesidir. Kişi yeterli uyku alamadığında huzursuz, yorgun, keyifsiz olur, dikkatini kolay toparlayamaz. Ayrıca yeterli uyku alınamaması nedeniyle dolaşımdaki testosteron miktarının azalması ve stres hormonu kortizolün salınımının artması cinsel sorunlara yol açabilir.
Bilindigi gibi testosteron hem erkeklerde ve hem de kadınlarda cinsel istekten sorumlu olan bir hormondur ve kandaki düzeyi uykusuzluk, stres, anksiyete, depresyon, evlilik sorunları, iç çatısmalar gibi duygu durumdaki
değisikliklerden etkilenir. Yani cinselliğin en büyük düşmanlarından biri
düzensiz uykudur" dedi. Yurtdışında yapılan çalışmalarda uyku apnesinin de
ereksiyon sorunu ile ilişkili olabileceğinin ortaya çıkarıldığını söyleyen Psk. Bacanak; ''Yurtdışında bu konuda yapılan çalışmalarda uyku apnesi ile
ereksiyon sorunu arasında bir ilişki olduğu ve uyku apnesi tedavi edildiğinde ereksiyon sorununda da belirgin ölçüde düzelme olduğu tespit edilmiştir.'' diye ekledi.
gösteren rahatsızlık ve huzursuzluk hissi tıpta "Huzursuz Bacak Sendromu"
olarak adlandırılmaktadır. Tam olarak nedeni bilinemeyen bu durum toplumun yaklaşık %5-10'unda görülmektedir. Son dönemde yapılan çalışmalarda huzursuz bacak sendromuna sahip olan erkeklerin ereksiyon sorununa diğer erkeklere oranla daha yatkın oldukları bulunmuştur. Cinsel konularda toplumu bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) bu önemli konuda çok çarpıcı açıklamalar yaptı.
Ereksiyon sorunu yaşayan erkeklerin onda birinde huzursuz bacak sendromu var
Adı çok fazla bilinmese de huzursuz bacak sendromu'nun yaklaşık toplumun
%5-10'unda görülen bir sorun olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Bu durumu yaşayan kişiler özellikle otururken ya da
yattıklarında bacaklarında tarif edilmesi güç bir rahatsızlık hissi
duyarlar.
Bunu kasılma, gerilme, ürperme, kaşınma, ağrıma, yanma, karıncalanma gibi ifadelerle tarif etmeye çalışırlar. Bazen bu durum kollarda, ayaklarda ya da vücudun başka bölgelerinde de ortaya çıkabilir, ancak yaygın olarak bacaklarda görülür. Kişi hareket halinde iken bir sorun yaşanmaz, ancak dinlendiği ya da gece yattığı zaman ortaya çıkar.
Bu durum uykuya dalma sırasında ya da uyanıkken ortaya çıkar ve kişide o
rahatsız edici histen kurtulmak için bacağını sürekli hareket ettirme isteği doğar. Bu kişiler sürekli bacaklarını sallarlar, yatakta rahat edemezler, uykuya dalmakta zorluk çekerler, insomnia (uykusuzluk hastalığı) yaşayabilirler, bazen sosyal ortamlarda ve toplantılarda da bacakları kontrolsüz bir şekilde hareket ettirme isteği oluşabilir. Bu kişiler misafirliğe gitmekte, televizyon seyretmekte ve yolculuk yapmakta zorlanırlar ve sürekli ayağa kalkıp hareket etme ihtiyacı içinde olurlar.'' dedi.
Bu sendromu yaşayan erkeklerde cinsel sorunların görülme oranı da yüksek olabildiğini belirten Dr. Keçe; ''Bu kişilerde yaşam ve uyku kalitesinin düşmesine ve depresif bir ruh haline bağlı olarak cinsel isteksizlik ve ereksiyon sorunları ortaya çıkabiliyor. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği olarak 2007 den bu yana ereksiyon sorunu nedeniyle bize başvuran 364 erkeğin 38 inde huzursuz bacak sendromunun da soruna eşlik ettiğini belirledik. Bu da yaklaşık onda bir oranı işaret etmektedir. Bu, önemli ve üzerinde düşünülmesi ve araştırmalar yapılması gereken bir rakamdır.
Şu aşamada hangisinin önce ortaya çıktığı ve hangi mekanizmanın işlediği bilinmemektedir. Organik bir bağlantı olabileceği gibi, psikolojik olarak da bir ilişki söz konusu olabilir.'' diye konuştu.
Uyku sorunları cinselliği etkiler
Uyku apnesi de ereksiyon sorununa yol açabilir
Uyku sorunlarının cinsel yaşamı olumsuz etkilediğini ifade eden Psk. Gülüm Bacanak; "Huzursuz bacak sendromu dışında verimli ve rahat bir uyku almayı engelleyen başka rahatsızlıklar da vardır, bunlar insomnia adı verilen uykusuzluk hastalığı, horlama ve uyku sırasında solunumun 10 sn ya da daha fazla durmasına yol açan uyku apnesidir. Kişi yeterli uyku alamadığında huzursuz, yorgun, keyifsiz olur, dikkatini kolay toparlayamaz. Ayrıca yeterli uyku alınamaması nedeniyle dolaşımdaki testosteron miktarının azalması ve stres hormonu kortizolün salınımının artması cinsel sorunlara yol açabilir.
Bilindigi gibi testosteron hem erkeklerde ve hem de kadınlarda cinsel istekten sorumlu olan bir hormondur ve kandaki düzeyi uykusuzluk, stres, anksiyete, depresyon, evlilik sorunları, iç çatısmalar gibi duygu durumdaki
değisikliklerden etkilenir. Yani cinselliğin en büyük düşmanlarından biri
düzensiz uykudur" dedi. Yurtdışında yapılan çalışmalarda uyku apnesinin de
ereksiyon sorunu ile ilişkili olabileceğinin ortaya çıkarıldığını söyleyen Psk. Bacanak; ''Yurtdışında bu konuda yapılan çalışmalarda uyku apnesi ile
ereksiyon sorunu arasında bir ilişki olduğu ve uyku apnesi tedavi edildiğinde ereksiyon sorununda da belirgin ölçüde düzelme olduğu tespit edilmiştir.'' diye ekledi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)